Şərif Yılmaz – HÜR DEVLET KURABİLMEYİ BAŞARMIŞ ATATÜRK

66826636_2444985988891654_1778071084214517760_n1930 yılında çok sevdiği atıyla Yalovada gezerken bir çobana rastlar ve çobana,
- Adın nedir senin evlat der ve çobanın adının Mustafa olduğunu öğrenir ve sevinir, bu sevincin sebebi çobanın Atatürk ile konuştuğunu bilmemiş olmasındandır.
Atatürk çocuğa para vermek ister çocuk ise asla kabul etmez bu Atatürkün çok daha hoşuna gider. Atatürk çok daha israrcı olunca da çoban,
- Eğer çantamdaki cevizleri alırsanız bende paranızı kabul ederim der ve Atatürk cevizleri almaya mecbur olur.
bu Atatürkün çok daha hoşuna gider. Aradan epey bir zaman geçince çobanın sıtma olduğunu duyar Atatürk ve çobanı kendi imkanları ile tedavi ettirir ve arkadaşlarına bu çobanı okutmaya karar verdiğini söyler. Arkadaşlarından bir kaçı karşı cıkınca da, kendi hayatını örnek gösterir ve derki; ” Ben dayımın çiftliğinde kargaları kovarken dayım benim zekamı tesbit edip beni okutmasaydı ben bu günlere gelebilirmiydim? diye serzenişte de bulunur.
Atatürk’ün, bu çobanı okutup ordoya sokup ve bu çobanın binbaşı olarak orduda büyük hizmetler vererek emekli olmasına vesile olmuşluğuda vardır!..
Yine, sevdiği kadınlardan biri olan Fikriye ziyarete gelip evden ayrıldıktan sonra bahçede köpek yavrularının oynaşmalarını seyrederken birden eşi Latife hanıma dönerek yanlışlıkla,
” Şunlara bak Fikriye ne kadarda güzel oynuyorlar demişliği de vardır!…
Bakınız, seksen küsür sene önce tenis maçı seyretmişliğide vardır!..
Yüzerken, sahilde kumlarda sere serpe oturup güneşlenirken, kürek çekerken, ata binip gezerken, klasik müzik konserleri izlerken, köy türküleri dinlerken, Dadaş olup bar oynarken, efe olup zeybek oynarken, raks ederken, vals yaparken, fotoğraf sergisi incelerken, hayvanları severken, hayvanlarla boy boy fotoğraflar çektirmişliğide, atları, köpekleri ve güverçinleri çok sevmişliği, çocuklarla oynarken, hatta çocukların göreceği şekilde salıncaklarda çocuklar gibi gülerken sallanmışlığıda, köylülerle, kentlilerle, işcilerle,aristokratlarla ve de intiligantlarla söhbet etmişliğide,
asında köstekli çep saati kullanmasa kalbine kurşun yemişliğide vardı!…
Ülkesi için cepheden cepheye koşmuşluğu da, oturup dualar etmişliğide, masa düzeltip rakı içmişliği de vardır!…
Dünyada ki, bir çok lideri akşam sofralarında Türk oğlu Türk gibi ağırlamışlığı da, vatan söz konusu olduğunda, ” Bana yeniden Potinlerimi giydirmeyin haa ” demişliği de, Annesinin, ” Oğlum yiyecek paramız da hiç kalmadı. ” diye yazdığı mektuba, ” Anneciğim; bu para vatanın ve bu milletin parası sadece vatan kurtuluşuna harcana bilir. Siz evdeki halıları satın. ” demişliği de vardır!…
Kim ne derse desin;
Ben iyi bilirim ki,
Bu gün arap milliyetciliği etkisinde kalanların ona küfretmelerinin temelin de yatan gerçek, o yüce insanın İlme ve Bilime verdiği gerçek değer vardır….
Atatürk diyor ki, ” benim manevi mirasım akıl ve bilimdir. ”
Birleşmiş milletlerin gönderdiği tamimleri, ” bunlar bize uymaz deyipte düzelttirilmesine sebeb olmuşluğu da vardır!..
Günümüzde ki neslin öz babalarını bile düşman bilmelerine ve babalarına ihanet etmelerine bakmayarak. Atatürk, Cumhurbaşkanı iken annesinin ikinci eşi olan beyefendiyi makamında kapıda ayakta karşılayan ve babalığını makam koltuğuna oturtup onu, pür dikkat dinlemişliğide vardır!…
En çok da, iki yaşında ölen kardeşi Naciye yi sevmişliğide vardır!…
Çok uykuyu hiç sevmediği gibi, uykuda geçen vaktin boşa harcanmış ömür parçası oldunu binlerce kez demişliği de vardır.
Siz hiç o günün devletlerini yönetenlere baktınız mı? Bence bir araştırın bakalım o günlerde ve bu günlerde, Atatürkten daha iyi giyinen bir lider göre bilecekmisiniz?
Göremezsiniz çünkü; giydiği her takım elbisenin modelini kendisinin çizmişliğide vardır!…
Yine bir gün; TBMM deki kürsüden millet vekillerine hitap ederken bir vekilin bağırarak ,
- Paşa paşa bu Laiklik dediğinde nedir, demesi üzerine,
Yumruğunu sıkıp kürsüye vurarak,
- Adamlıktır hoca efendi adamlıktır, demişliğide vardır!…
Kuru fasulye yi, pilavı, rakıyı, beyaz leblebiyi, Reşat Nurinin ” Çalı kuşu romanını ” sigarayı ve Türk kahvesini çok ama çok sevmişliği hatta ömür boyu sevmişliği de vardır!…
Bakın ve hiç çekinmeden kiminle kıyaslarsanız kıyaslayın ama şunuda hiç unutmayın ki;
Türkiye Büyük Millet Meclisinin Milletvekilleri ile bir tren gezisine çıkarken Atatürk bakıyorki, hiç bir Milletvekilinden Köndüktör para almıyor. Buna çok sinirleniyor ve bütün Milletvekillerinin duyacağı bir şekilde,
- ” Nede güzel bir Halkcılık ve vatanperverlik bu ” diye sitem etmişliğide var bu yüce ve asil yiğidin!…
Hatta, hafızam beni yanıltmıyorsa, İngiliz kralına kahve servisi yapan hizmetlinin ayağı takılıp kahveler dökülünce, misafirine dönüp,
- “Sevgili dostum ben bu millete her şeyi öğrettim amma sadece uşaklığı öğretemedim.” demişliğide vardır!…
Fransızcaya bir Fransız kadar hakim olmuşluğu aynı zamanda da, Elmalılı Hamdi Yazır’ı huzurna çağırtıp Kuranı kerimi Türkçeye çevirtmişliğide vardır!…
Türk dil kurumunu, Türk tarih kurumunu, Eti bankı, Sümer bankı kurdurmuşluğuda vardır!….
Şimdi; Allah aşkına; varın siz ölçüp biçip kiminle isterseniz kıyaslayın.
Ancak, bilin ki, kiminle kıyaslarsanız kıyaslayın; Onun çok büyük bir deha olduğuna şahit olacaksınız…

    Yazıya (43) dəfə baxılıb

Şərhlər

Şərh

Pin It

Comments are closed.