Hülya Sezgin – Zebra mısın be şerefsiz!..

hulyaOn gündür Adnan Menderes Üniversitesi öğretim görevlisi Şükrü Kara’nın Didim Tavşanburnu Orman kampında  bu yıl onuncusunu düzenlediği Wiacamp sanat kampında idim.

Orada yaşadığım güzel anılarımı sonra anlatacağım ama şimdi anlatacağım şey ondan öne geçti önem olarak…

On gün boyunca kamp kuracağımız orman içinde eşim Hiko’nun beni korkutup vazgeçirmek için yaptığı “Orada çok sivrisinek olur. Her yanın şiş dönersin ha!” uyarılarına karşın bir sivrisinek bile ısırmadı beni. Aldığım onca sinek kovucularını kullanmadan geri getirdim. Ancak daha ilk geldiğim gün Güzelbahçe’mizde en az on yerimi soktu hain sivrisinekler. Öyle ki ısırılan yer delice kaşınıyor ve her bir ısırık yeri avuç içi kadar kızarıp  şişiyor. Deli gibi kaşınıyorum…

Birini öldürdüm ve inceledim. Kuyruk kısmı siyah çizgili. Zebra mısın be şerefsiz? Nereden geldin sen? Nerede bizim sarışın sivrilerimiz? Nefret ettiğim halde onlara bile aniden ısındım bunların yanında…

İnternetten kısa bir araştırma yaptığımda bu türün öldürücü hastalık mikrobu taşıdığı, ancak Türkiye’de henüz öldürücü boyuta ulaşmadığını öğrendim. Yani olay basit değildi…

Yan komşum Özden ve kızım Senem de aynı şeyden şikayet edince ‘Buna bir çözüm bulmak gerek’ dedim kendi kendime. Yürütme Kurulu Üyesi olduğum Güzelbahçe Kent Konseyi WhatsApp grubuna yazdım ‘Ne yapılabilir?’ diye. Kent Konseyi başkanımız Cem Koç esprili bir dille “Artık WhatsApp şikayet hattımız var Hülya abla. Sen sineklerden birini öldürerek kan davasını başlatmışsın, işin zor. Bu arada hoş geldin.” diye yazdı…

Evet ya… Belediyemiz bir süre önce böyle bir hat oluşturmuştu. Hemen oraya şikayetimi yazdım. Anında yanıtladılar ve İzmir Büyükşehir Belediyemize ileteceklerini bildirdiler. Adresimi istediler.  Ertesi gün de gelerek bahçemi ilaçladılar.

Güler yüzlü görevlilere bahçeme, ağaç ve çiçeklerime zarar verip vermeyeceğini sorduğumda daha genç olanı “Yalnızca kuruyor, başka sakıncası yok!” dedi muzipçe. Ben de aynı muziplikle terliğime sarılınca “Abla annem gibisin…” dedi. Gülüştük…

Uyarılarda bulunmayı da ihmal etmediler. Malum sivrisineklerin üreme alanları durgun su birikintisi ve bataklık alanlar. Çevremde öyle bir şey olmadığına göre geriye kalıyor kedi ve köpekler içsin diye kaplarla kapı önlerine konulan sular. Bu sular eğer her gün tazelenmezse işte sivrisinekler için cennet oluyormuş ve orada keyifle ürüyorlarmış. Bazen işte böyle iyi niyetle yapılan şeyler dikkat edilmezse bize kötü olarak geri dönebiliyor.

Evet, sokak hayvanları ile elbet birlikte yaşamak zorundayız. Belediyeler bir çok noktaya devir daimli suluklar koymalı. Biz de eğer kap ile kapımızın önüne su  koyuyorsak her gün değiştirerek temiz olmasını sağlamalıyız.

Yaptığımız iyilik kaş yaparken göz çıkarmamalı, bize sivrisinek ısırığı ve hastalık olarak geri dönmemeli değil mi?

Kaynak: Zebra mısın be şerefsiz!.. – Hülya SEZGİN

    Yazıya (104) dəfə baxılıb

Şərhlər

Şərh

Pin It

Comments are closed.